4.12.09

- Ke$ha -

Ev günlerimde ne kadar özlediğim şey varsa yapmaya çalışıyorum. Özellikle kendimi toparladığım son günlerde buna daha bi önem vermeye başladım çünkü, çalışırken hepsinin hayalini kuruyordum ! Ah rahat rahat müzik dinleyebilsem ( elbette çalışırken müzik dinliyorum ama benim için müzik dinlemek sadece dinlemek değildir. Şarkı sözlerini öğrenmek ve şarkıların içindeki tüm enstrüman seslerini duymaya uğraşmaktır ) ve ahh kitap okusam..Bu ikisini rahatça yapamadığımda deliriyorum. Malesef çalışırken beynim öyle dolu oluyor ki okuduğum hiçbi şeyden anlamıyorum, fazla zevk alamıyorum.
Şimdi şimdi ikisine de ağırlık verdim. Bi kaç zamandır Ke$ha diye bi kız var- bilenler vardır - kafayı taktığım. Yaptığı müziğe pop tarzı dense de içinde rock tınıları da var. Aslında kızın tipi belki benim buna inanmamı sağlıyor :) Normal şartlarda oturup dinler miydim bilmiyorum ama beni neşelendirecek bişeyler ararken, bana ilaç gibi geldiği kesin ! Şu an özellikle de spor yaparken sürekli dinliyorum ve motivasyonumu inanılmaz arttırıyor.

Image Hosted by ImageShack.us

Kızın kılık - kıyafeti , tavırları da inanılmaz hoşuma gidiyor. Rahat tavırlı, kendine güvenli insanları çok seviyorum.

Image Hosted by ImageShack.us

Pink ' ten sonra hal - hareketleri ve tarzıyla bana kendini sevdirecek nadir kadınlardan olacak gibi :)

Image Hosted by ImageShack.us

favori şarkım da işte bu

( F*ck him ) He' s a dj

Sporu Ke$a ile yapınca iyice gaza geldim :) Yürüme hızımı arttırdım ritme uyunca. Bi baktım haldır huldur yürüyorum :) Kendimi inanılmaz iyi , neşeli ve keyifli hissetim ve de en güzeli yaptığım spordan acaip zevk aldım. Zaten genel olarak spor yapmayı ciddi anlamda seviyorum. Yaptıktan sonra salgılanan seratonin süper. Depresyona bire bir valla :) kendimden biliyorum :)

Image Hosted by ImageShack.us

Bugünün çetelesi neymiş bi de ona bakalım :

öğlen 12 civarı ( yine uyandıktan sonra ) - 1 fincan %0 yağlı süt içerisine kahve

ara - suuuu

saat 16.00 - 2 kuru incir

saat 17.30 - 1 mandalina

saat 19.00 - 1 adet fırında pişmiş kalçalı tavuk budu + ızgarada pişmiş 6 - 7 orta boy mantar ( eşime içine kaşar koyup yaptım, kendime sade )

saat 20.15 - 1 portakal

saat 21.00 - yeşil çay

aktivite - 6.5 km / hızda 61 dk yürüyüş 400 kcal yazdı sanırım ekranında tam hatırlamıyorum

sıvı tüketimi - yine 2.5 lt

R döneminde olduğum için malesef tatlı isteğim oldukça fazla. O yüzden günde 2 adet kuru incir yiyerek hem demir almış oluyorum hem de tatlı yerine geçiyor. Tartılma günüme kadar şişliklerim iner umarım da güzel bir rakam görürüm ilk hafta. Tam da R haftasında başladım diete, kendime ne garezim varsa :P

Akşam yemeğinden sonra tatlı mevzuunda kendimi tutmak oldukça zor oluyorsa da bitki çayı ve su içerek bu isteği bastırmaya çalışıyorum. R' nin krizleri kötü olsaa da metabolizmanın en hızlı olduğu zamanlardan biri. Bunu bi kendim için bir avantaja çevirebilirsem süper olur. Biliyorum ki ben ancak hiç tatlı yemediğimde kilo verebiliyorum !

Herkese güpgüzel bir haftasonu diliyorum...Görüşmek üzere...

24.11.09

Staj Mtaj İşleri

Bu sabah uyandığımda içimden çığlık atmak geldi. Ne diye biliyor musunuz? '' Yeter Ulaaan! ne depresyonmuşsun sen bööle yapıştın kaldın üstümee beee! '' diye. Mutsuz hissetmekten sıkıldığımı hissettim. Tabi hiçbi insan mutsuzluğundan hoşnut değildir heralde ama bana fazla geldi bu bunalım halleri. Ne olacaksa olacak dedim. Sanki düşününce - üzülünce - ağlayıp zırlayınca bişey değişiyo mu? Yooo...değişmio valla. Kaderde ne varsa o olacak. Bu zamana kadar kaderci değildim de noldu? Kendi kaderimizi kendimiz yazarız dedim de noldu ? Kader denen şey öyle bi şaplak attı ki suratıma, sen misin bana inanmayan dedi. Şimdi bazı noktalarda mecburen inanır oldum çünkü, hakkaten değiştiremiyorum içinde bulunduğum durumu. Son 2 senede ne kadar değiştirmeye çabaladıysam ters tepti. Belki hiç bişey yapmasaydım daha başarılı olurdum. Bundan gayrı, saldım çayıra - mevlam kayıra modu ! Çok güzel bir dua var ya bu durumlar için '' Allaaam n'olur değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenebilme gücü ver bana '' diye. İşte benim durumuma cuk! oturuyor valla. İçimdeki sese kulak vericem şimdi bi de. Bakayım o ne diyor. Hmmm...Diyor ki : Hayat balık tutmak gibidir. Deniz kenarına gidersin, oltanı atarsın ve beklersin. Bazen saatlerce beklersin hiç balık vurmaz, bazen ufak ufak tık-tık ' lar hissedersin ama balığı yakalayamazsın, bazen de koskoca balığı tek tık' ıyla avlarsın. Çok filozof gördüm içsesimi behh! Kıssadan hisse, beklemek iyidir :) Beklerken de, beklemenin sonunda olacak güzel şeylere yoğunlaşmak - bir nevi pozitif mesaj olayı - kendini iyi hissetmeni sağlar :)


Bir de bu şarkı ve şu eğlenceli kız...Çok iyi geliyor bana son günlerde..Bi dinleyin şimdi..Tik Tok :)
******************************
Perşembe günü sabahtan bayram seyran muhabbetinden ötürü koca kişisi tarafına gidiyoruz. Zati ben senede 1 defa gidiyorum. O da kurbana denk geliyo kışa denk gelmesinden dolayı. Bi değişiklik olur bana da. 3 gün kalıp dönecez zaten. Gelen giden olur, kalabalık filan, iyi olur, iyi. Bayram dönüşü de artık işlerimle ilgili bişeylere el atacağım. Hala başlayamadığım staj olayım iyicene sıkıntı yaratmaya başladı bende. Nasıl da sevinmiştim halbuki şirkete kabul edilince. Hevesim kursağımda şimdilerde çünkü henüz 1 tanecik bile denetime gidemedim ! Bu durumda şirket beni kabul etmiş / etmemiş bi manası olmuyor. Başka bi şirketten bir yetkili otelin kapanmasına yakın illaki kendisiyle bağlantıya geçmemi söylemişti. Bende etik olmaz demiş, kendisine teşekkür etmiştim. Çok büyük ısrarlarla kendisini aramamı, bi an evvel stajlarımı başlatıp ve hatta bitirteceklerini çünkü firmanın benim niteliğimdeki birine ciddi anlamda ihtiyacı olduğunu anlatmıştı. Bu firmada en az diğeri kadar dünyada kabul gören bir firma. Belki de diğerinden daha büyüktür. Bu durumda yemişim etiğini deme noktasına geldim. Demin bu işlerden anlayan bir arkadaşımı arayarak, bayram sonrası diğer firmayla bağlantıya geçmek istediğimi anlattım. Bayramdan önce konuyla ilgili bi araştırma yapıp bana dönecek. Şu işi bi halledersem var ya, işte o zaman kendime koskoca bi aferin diyebileceğim.
*****************************
Hadi bakalım, ben yavaştan kaçayım...Görüşürüz can canlar...

16.11.09

Kesin Dönüş :)

Bu sefer kesin dönüş yaptığımı umuyorum bloguma. Geçen hafta bendeki terelellileri burada paylaştıktan sonra hayatımda hiç bişey değişmedi :) süper düper iyi oldum diyeceğimi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz :) sadece kendimle ve durumumla daha çok dalga geçer oldum. Hala olayları gidişatına bırakamıyorum, hala geceleri uyuyamıyor-sabahları uyanamıyorum, hala arada ağlama krizlerine girip psikopata bağlıyorum. Tek değişen şey '' farkındalık '' sanırım. Durumumun daha çok farkındayım. Bu ne işe yarıyor peki diye sorarsanız, biraz daha sakin olmama yardımcı oluyor sanırım. Sürekli kendimi telkin ediyorum. '' Nefes al, olaylara uzaktan bak '' diye sayıklıyorum içimden. Şu psik.olo.g kadını aradım randevu için. Her bir seansın 150 TL olduğunu ve seansların da haftada 1 olacağını öğrenince, ayda, bir asg.ari ücret kadar parayı veremeyeceğime karar verdim. Gerçekten bana yardımcı olacağına inanmadım belki, bilmiyorum. Hem o kadar çok inanmadım hem de bu para benim için ciddi anlamda çok açıkcası. O parayı oraya verene kadar, bugüne kadar yapmadığım bişeyler yaparım dedim. Henüz bişey yapmadım belki ama yavaş yavaş başlayacağım. Önce evden çıkmama bahane olacak bişeyler bulacağım. Malum geçen sene ve önceki sene Ru.s.ç.a kursu vardı. O bahaneyle evden çıkıyor, insan içine karışıyordum. Ben yapı olarak insan içinde, kalabalıkta olmayı, insanlarla iletişimde olmayı seven biriyim. Ve gerçekten, kendimi insanların arasında daha iyi hissediyorum.

Geçtiğimiz hafta boyunca kardeşim buradaydı, izne gelmişti. Neredeyse tüm vaktimi onunla geçirdim ve bu bana öyle iyi geldi ki...Keşke hep burada, yanımda olsa diyorum...

Bu depresyon dönemi-her kadında olduğu gibi-bende de yeme krizleriyle birleşti. Bilinçsizce, sadece yiyor olmak için, kusana kadar yedim. Bu 3 hafta devam etti. İnanılmaz kilo aldım. Kilo aldığımı algılamaya başladığım anda da daha mutsuz hissettim kendimi. Bu saçma döngüyü senelerdir yaşamamıştım. Yaşamayı da arzu etmezdim ama napalım. Son zamanlarda sürekli kullandığım bir lafı burda da kullanayım '' Hayatta her şey insanlar için! ''. İnsanın ruh sağlığı yerinde olmadıktan sonra hayatı asla eskisi gibi güzel olamıyor. Bişeylere konsantre olabilmek, yoğunlaşabilmek zorlaşıyor. Sadece beyninde seni kemiren şey dolaşıyor. Garip ama böyle oluyor. Sanki bu şey seni etkisine almış gibi...Bir nevi manyaklık-takıntı hali.
Kafamı dağıtmak için yine, hayattaki en iyi dostuma, müziğe döndüm. Yeni gruplar, yeni sesler keşfediyorum. Belki daha önceleri çok önemsemediğim, adını duysam da dinlemediğim grupları dinlemeye başladım. Ve içlerinden bir tanesine resmen aşık oldum. '' ANOIS ''. Bugüne kadar neden dinlememişim acaba ? O kadar dinlendirici ki. Tam kış günleri - geceleri için biçilmez kaftan! Şiddetle tavsiye ederim size de.

Umarım you.tub.e dan dinleyebilirsiniz, başka bir paylaşım yolu bulamadım malesef.

*********************

Çarşamba günü yeniden salona gitmeye başlıyorum. Spor, kilo vermeme yardımcı olmaktan ziyade beni insan içine sokacak ve kendime getirecek, enerji depolatacak ve kafamı dağıtacak bir aktivite olarak hep hayatımda senelerdir. Yine öyle olacak umarım. Spora da yürüyerek gidip geleceğim ki, dışarıdaki havayı derin derin içime çekebileyim. Bir sürü dergi aldım. Beni mutlu edecek kahveler aldım aromalı filan. Kitaplar aldım, okumaktan zevk alacağımı düşündüğüm.

Hani bi zamanlar taa İst.e gittiğimde bir falcı kızla denk gelmiş ve şok geçirmiştim. Yazmışım buraya da söyledikleri olacak mı acaba diyerek. Çok ayrıntılı yazmamıştım ama kızın söylediklerinin %90' ı oldu. %10' luk kısmının ise henüz zamanı gelmedi, belki onlar da olur, bilmiyorum. Hatta söylediklerinin arasında '' yok artık '' '' imkansız yaa '' dediğim birşey vardı ki o olunca '' Ohaa '' dedim. Kız sürekli '' olacaak, göreceksin, imkansız diye bişey yoktur '' diye üsteliyordu. Neyse. Ben kendimi bu kadar kötü hissedince iyi bişeyler duyma, bir nevi terapi ihtiyacıyla m.s.nden bana yazdığında rica ettim tekrar bakabilir misin? diye. Sağolsun, artık arkadaş olduğumuz için kırmadı beni. Ve yine söyledikleri karşısında şok geçirdim diyebilirim. Ben ona konuştuğumuzda bişey anlatmıyorum, yani söyledim de ordan biliyor diyebileceğim bi olay değil. Kızın söyledikleri gerçekten güzel şeyler. Olmasını dilediğim şeyler. Kötü bir senenin geride kalacağını söylemesi bana en umut veren şey oldu. Bir de beklediğim bir telefonun çok yakında geleceğini söyledi. Hatta tarih de verdi ve aranınca beni de haberdar eder misin ? dedi :) Çok garip ama onunla konuştuktan sonra daha iyi hissettim. Diyorum ya bir nevi terapi gibi. Şu an kafaya taktığım şeylerin yoluna gireceğini duymak beni inanılmaz rahatlattı. Elbette fala inanma-falsız kalma olayı var, olacak diye bişey yok ama olmasını umut etmek bile güzel.

Bir döndüm pir döndüm sanki. Upuzun yazdım. Bu kendim için iyiye işaret...Okuyan herkesi kocamaan öperimmmm...

 

blogger templates 3 columns | Make Money Online