26.6.10

-Yeni Bir Hayat-

Biliyorum, herkes bloguma defalarca baktı.'' Offf ya yine yazmamış, nerde bu kız yaaa ? ''dedi, belki merak etti belki sinir oldu ama inanın bu sefer çok farklı herşey. En son postumda bişeyler anlatmıştım. Çok detay vermesem de, bu sene otelde işlerin benim için çok da iç açıcı olmadığını söylemiştim. Otelimi çok sevmeme rağmen, değişen yönetimle beraber geçen sezon sonundan başlayan bir '' can sıkıcı olaylar dizisi '' çoğu çalışan için başlamıştı. Sezonun açılmasıyla olaylar daha fazla kendini belli eder oldu. İnsanlara beklenen pozisyonların verilmemesi, binbir türlü haksızlığın ve vefasızlığın yapılmasının sebebi anlaşıldı ve biz anladık ki '' bir yıldırma politikası '' izleniyor ! Bunu çok üzülerek söylüyorum çünkü, gerçekten otel benim evim, oteldeki bazı insanlar ailem gibiydi. Özellikle son 2 ayda yaşadığım olaylar ciddi anlamda beni bunaltmıştı. İşimi rahat yapamaz duruma gelmiştim. Üst üste gelen denetimler zaten yeterince bunaltıcıyken, denetimlerde insanlardan destek değil köstek görmeye başlamak tuz - biber oldu. Benim departmanım ve konumum öyle bir konum ki, tek başıma iş yapabilmem neredeyse imkansız. Departmanlar arasında bir insanım. Herkesle ilişki içindeyim. Neyse...İnsan, geriye baktığında kötü şeyleri hatırlamak istemiyor, bende hatırlamayacağım.
Evet, 2 hafta önce artık canıma tak edince ve beklediğim yerden haber de gelince, genel müdüre çıkarak istifa ettiğimi söyledim. Tabi ki, bu kimsenin beklemediği bir şey olduğundan şok etkisi yarattı. Resmen şok ! Sonuçta 7 senemin geçtiği yer. Ve bu seneye kadar ufak tefek şeyler olduysa da, bu seneki kadar asla olmamıştı. Ben hep işimden memnun, işyerimde huzurluydum. Bunları yazarken dahi geçmiş zaman kullanmak bana çok koyuyor. Yalan değil. Çok yer değiştirmekten hoşlanan bir insan değilim. Bildiğim ve bilindiğim yerlerde daha mutlu olurum. İstifadan sonraki 2 haftayı da, herşeye rağmen oteli zor durumda bırakmamak için-otelde geçirdim. Yine rutin işlerimi yaptım, eksikleri tamamladım, denetimleri geçirdim. Yerime birini bulmalarına dahi yardımcı oldum! Kimilerine göre çok salağım, biliyorum ama ben böyleyim. Ne olursa olsun, diyorum ya, asla kötü şeyleri hatırlamak istemiyorum. Her güzel şeyin hatrı kalır bende. Güzelliklerin hatrına elimden geleni yaptım.
Geçtiğimiz Çarşamba yani 23 Haziran otelde son günümdü. 22 Haziran gecesi otelde kaldım. Linda gelmişti 2 haftalığına. Ben, Özlem ve Linda beraber geçirmek istedik son gecemizi. Kah güldük, kah ağladık. Geçirdiğimiz 7 seneyi andık. Elbette bir daha görüşemeyecek değiliz, ayrı şehirlerde olacak değiliz ama yine de her sabah alıştığın insanları görememek garip olacak. Öyle bişey ki, ilk 6 ayı saymayalım desem dahi geriye kalan 6 sezonun her sabahı saat 10' da havuz barın kenarında toplanıp sabah kahvesi içip sohbet etmiş, güne böyle başlamış insanlarız. Tabi bahsettiğim bu insanlar herkes değil. Çarşamba günü, otelden ayrılırken o kadar fazla ağladım ki...Çok uzun zamandır bu kadar içim acıyarak ağlamamışımdır. Sevdiklerime sarılıp, hıçkıra hıçkıra ağladım. Zordu...Gerçekten zordu...
Bunu kişisel tarihime not olsun diye düşüyorum : Canım dediğimde canın çıksın dediği zamanlar bol olan, kavgamızın - gürültümüzün eksik olmadığı ama gönülden taaa içeriden bi bağla birbirimize bağlı olduğumuz biri bile ben giderken bana sarılıp, sessizce '' Pek belli edemesem de, senle beraber benim de yüreğimin kocaman bir parçası gidiyor '' dediyse, herşey boş oluyor o noktada.
Şimdiyse benim için yepyeni bir hayat başlayacak. Güzel haberi vermenin zamanı geldi. Allah bir kapıyı kapatır, diğerini açarmış. Çok şükür benim için de böyle oldu. Otelden ayrılırsam, ancak şu 3 yerden birine geçmek için ayrılırım dediğim bir yere kabul edildim! Hayal gibi cidden! Çok büyük, çok güzel bir otel yine. Otelcilik sektörünü bilenlerin çalışmaya can attığı yerlerden biri diyebilirim. Hiç bir şey dışarıdan görüldüğü gibi değildir elbette orada da problemler - sorunlar vardır ama o heryerde var zaten. O kadar ani gelişti ki herşey. Onlardan Kalite Müdürünün ayrılması da çok ani oldu, benim oraya okey demem de ani oldu. Koşulları, şimdiye kadar ki çalışma şartlarımın oldukça üstünde. Özellikle maddi olarak. Maneviyi bilemeyeceğim, şu an bana manevi olarak verdiği haz sadece, herkesin geçtiğim yeri öğrendiğinde '' Ohaaa Burcu, inanmıyorum, süper '' demesinden ibaret :) Umarım oraya gittiğimde güzel, çok güzel günlerim olur da, - iyi ki '' derim. Bunu can-ı gönülden diliyorum. İşim için çok emek verdim, çalışmaktan kaçan tembel bir insan değilim. Biliyorum, şimdi ilk günler benim için zor olacak. Ne kadar sürede alışabilirim bilmiyorum. Sıcakkanlı, çabuk alışan bir insanım ama sonuçta 7 senenin alışkanlıklarını da bi anda silebilmek mümkün değil. İnsanları tanımak ve insanların beni tanıması zaman alacak. Çok heyecanlıyım, gerçekten. İşte geçtiğim otelin bir kaç resmi :





İşte böyle bi yer...Güzel gözüküyor değil mi ? :) Bence de :)

Pazartesi itibari ile, çalışmaya başlıyorum. Hayatımın koskoca, kapkalın, anı dolu defterini kapattım ve şimdi her şeye sıfırdan başlayacağım. Elbette, iş tecrübelerim dolayısıyla sıfır değilim ama tek bir kişiyi dahi tanımıyor olmamdan dolayı böyle diyorum. Belki, çok iş değiştirmiş olanlar bu kadar duygusal davranmamı saçma bulabilirler. Bu profesyonel hayat diyebilirler, katılıyorum ve saygı duyuyorum ama insan bunca zamanını geçirdiyse bi yerde ve otelde ne kadar çok kaldığımı siz bile biliyorsunuz burada okudunuz hep, sanki evimden ayrılmış gibi hissediyorum. Önüme bakmaya çalışıyorum şu an. Hem heyecanlı hem de stresliyim. Kendimi ispat etmem ve kabul ettirmem çok önemli şimdi. Nolur benim için dua edin.Herşey güzel olsun inşallah.

Bundan sonra söz veriyorum daha sık yazacağım. Yeni yeri, ortamı, insanları anlatacağım.

Hepinizi ayrı ayrı öpüyorum cicikolaar...En kısa sürede görüşmek üzereee...

3.1.10

...2010...

Bir kaç gündür sayfayı açıp - açıp kapatıyorum. Bir şeyler yazayım istiyorum ama sonradan yazacak veya anlatacak kayda değer bir şey olmadığını düşünüp vazgeçiyorum. Boş sayfa bana, ben boş sayfaya bakıp duruyoruz. En iyisi bir yerlerden başlamak, sonuçta illaki ekşınlı bişeyler yaşamak gerekmiyor yazmak için. Burası benim sayfam ve hissettiklerimi yazmak en doğal hakkım değil mi?
Yeni yıla aile içinde bir kutlamayla girdik. Güzel geçti ama nedense ben fazla sönükmüş gibi hissettim. Belki de her sene aynı şekilde girmekten sıkılmışımdır, bilemiyorum. Bu sene dışarıda bir yerlere niyetlenmiştik ama kardeşim mızıklanıp evde kalmak isteyince ona uyduk bizde. ama hiç T.V. izlemeyerek geçirdiğimiz evdeki ilk yılbaşı gecesi olarak tarihe geçmemiz lazım bunu! Ah bir de, ben ilk kez zencefilli kurabiye yaptım ve onu da royal-icing.le süsledim. Daha önce hiç kurabiş süslemesi yapmamış biri, nası yaptıysa öyle oldu benimki de :) Gayet acemice yani :) ama olsun, herşeyin bir ilki vardır neticede :)

Image Hosted by ImageShack.us

Tadı güzeldi ama, gayet keyifle yendi. Özellikle kahve veya sütle birlikte yenildiği zaman tadına doyum olmadığını farkettim. Ha bir de evde çocuk olsaydı kesin çok severdi diye düşündüm :) Tam onlara göre...

Hediye bakımından da zengin bir yeni yıl gecesi oldu. En sevindiğim hediye, kardeşimin bana aldığı yeni cep tel. oldu :) Kardeşim sayesinde bende teknolojiye ayak uydurabilmiş oldum. Sağolsun...Çocuklar gibi sevindim valla, uzun zamandır artık çoktan miyadını doldurmuş telefonumu değiştirmek istiyor ama yapamıyordum.

***********************

Kardeşimin burada bizimle olmasına alışmıştım ki, gitti dün :( Sayılı gün işte, çabuk geçiyor. O burdayken, günlerim hep çok hareketli geçti. Sürekli dışarıya çıktık, gezdik, dolaştık. Gidince bir boşluk oldu doğrusu. İnsanın sevdiklerinden uzak olması ne zor şey! Kara kuzum benim...Gerçi artık teknoloji sayesinde daha yakın olabiliyor insan, web.ca.m.den filan görüşüyoruz en azından. İçimiz rahatlıyor.

**********************

Bunun dışında ne anlatabilirim diye düşünüyorum. her yeni yılda olduğu gibi bu yeni yıla da '' kararlarla ''girdim. Kararlarımın başında artık kendim için yaşamak var. Demek istediğim, kendimden başkasını düşünmemek değil elbette ama daha fazla ben merkezli yaşamak istiyorum. Bir de becerebilirsem artık '' ayrıntılarda boğulmamak '' istiyorum. Daha düz daha basit düşünebilmek istiyorum. Aksi halde gereksiz yere kendime eziyetlerim bitmez!

Arada bir, normalde ne kadar güçlü biri olduğumu unutuyorum, artık ASLA unutmamam lazım! Bir de bazen o kadar salakça bir alçak gönüllülük içine giriyorum ki, karşımdaki insan gerçek sanıyor, sonra beni eziklemeye çalışıor ! Bu huyumu da terkedeceğim bir yıl olsun :)

Bakalım bu koskoca yıl bize ne süprizler hazırladı :) Yaşalım ve görelim...Let the game begin ;)

12.6.09

// 129. Gün // Yeni Kararlar

Son 2.5 haftanın benim için ciddi anlamda sancılı olduğunu kabul etmeliyim. Bu 2.5 haftada çok şey öğrendim aslında, belki de 29 yaşına kadar çoktan öğrenmiş olmam gereken şeyleri öğrendim. İnsan nasıl büyük hatalar yapar ? bunu öğrendim. Bu büyük hatalarla yüzleşmek ne zormuş ? bunu öğrendim. Aslında ne kadar yıprandığımı ama bunu nedense - birileri gözümün içine sokana kadar - görmek istemediğimi öğrendim. Ve daha bir sürü şey...Hayatta herşey insanlar için elbette. Bir süre sonra, geriye baktığımda tüm bunlardan ders alabilmişsem ne mutlu bana diyebileceğim, şu an için bunları tam olarak aşamasam da en azından ardımda bıraktığımı bilmek bana huzur veriyor.
Kendimle bu derece yüzleşebilmeyi becerebilmişken, yeni kararlar almamam da olanaksız oluyor tabii. Son dönem ( yani bu 2.5 haftadan önceki dönemi de kapsayan bir dönem ) kendimi öyle bir saldım ki, ben kendimi tanıyamaz oldum. Nasıl olduysa tüm karakter özelliklerim değişti !
- Ev mi kirlendi ? ( aman Boşverrrr ! )
- Kilo mu veremedim ? ( aman Boşverrr! )
- Spor mu yapmıyorum ? ( amaan Boşverr ! )
- Aileme zaman ayırmıyor muyum ? ( amaaan! )
- Kocişcime ters mi davranıyorum? ( amaaan ! )
*
*
*
Bu liste uzayıp gider...Eh ama ben bu kişi değilim ki...Hayatım boyunca hiç vurdumduymaz olmadım, sevmediğim şeyleri kabullenmeye çalışmadım tersine değiştirmeye çalıştım, kötü olan herşeyde iyi bir yön aradım durdum. Şimdi yeniden '' BEN '' olma zamanı. Hayatımdaki bir defteri sonsuza kadar kapatıp, yepyeni pırıl pırıl bir defter açma zamanı.
Bugünden itibaren aldığım kararları uygulamaya koyuyorum. Sonuçlarını hep beraber göreceğiz :)
**************************
Dün akşam kocişcanla arkadaşının tenis maçını izlemeye gittim. Mal gibi oturacağıma bari toplarını toplayayım dedim. Üff 1 saat top topladım bu sefer de amele gibi :) 12 top, her biri bi yana gidiyor. Koca sahanın bi bi köşesine koştum bi ötekine. Bir daha tövbe ettim yaw kendileri toplasınlar toplarını :) Gerçi benim için değişiklik oldu akşam saati açık havada olmak iyi geldi. Yazın geldiğini daha net hissettim, mis gibi meltem yüzüme vururken beynimi boşalttım.
Eve döndükten sonra da balkonda oturduk biraz. Her nasılsa hiç uyuyasım gelmedi. Otursam gece 1' e kadar falan rahat otururdum ama sabaha ne kadar zor kalkacağımı bildiğimden hadi dedim naş! naş ! Yine de sabah sürüne sürüne kalktım ühühü :(
Bu akşam da kendimi dışarı atasım var, tıkmayacağım eve kendimi. Aldığım kararlardan biri bu'dur :)
**************************
Bugün yine yoğun bir gün beni bekliyor..Yoğunluk iyidir, şikayetçi değilim ;)
Aaaaa son olarak bi laf duydum dün, bi yakın arkadaşım söyledi , benim bu kadar üzülmeme dayanamayıp, çook ama çook hoşuma gitti . Dedi ki :
ŞEKERE ÇOK SİNEK KONAR !!
Demek ki neymiş, çok şeker olmamak lazımmış :)
Haydi bakalım kalın sağlıcakla ...

 

blogger templates 3 columns | Make Money Online