1.8.10

inception

Kafam dağılsın, ne zamandır şöyle güzel bir film izleyemedim diyordum ki, ani bir kararla, konusunu dahi bilmeden ve Leo.nard.o Di Ca.pr.io' ya olan gıcıklığım sayesinde bir ön yargıyla '' Inception '' a gittim.

İzlemeye başlayınca yanıldığımı anladım tabi :) Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.

Bu ara yine heyheylerim üstümde diye detaylı şeyler yazmıyorum. Ama merak etmeyin, iş iyi gidiyor. Alışmaya başladım. Umarım ileriki günlerde herşey daha iyi olacak.

Hayatımda çözemediğim şeyleri artık çözmek istiyorum. Yeter dedikçe uzuyor, büyüyor sanki. O büydükçe de, dünya daralıyor, küçülüyor...Hala herşeyin hayırlısını diliyorum.

28.12.09

BurdayıM, Don't PaniC :)

Bi anda ortalardan kayboldum. Aslında kaybolmadım , buralardaydım ama bir türlü zaman bulup da yazamadım. Kardeşimin gelmesiyle bi anda hayatım hareketlendi :) Kendisi normalde yurtdışında çalıştığı için geldiği zaman hem annem hem de ben, tüm zamanımızı ona ayırıyoruz. Hep bir eksiği oluyor veya bişeyler yapmak istiyor veya hiç bişey yapmasak dahi evde bir arada oluyoruz. Dolayısıyla bir gün annemler bizde, bir gün biz annemlerdeyiz. Elbetteki buna bağlı olarak evde kendime kurduğum düzen de bozuldu. Kardeşim geldiğinden beri spor yapamıyorum mesela. Eh yediklerimiz de değişti. Kilo alıp almadığımı bilmiyorum ama vermediğimden eminim. Bu aşamada bir de baskülüm sizlere ömür olunca kalakaldım öylece. kaptım baskülü tamire götürdüm, hala orada. Yapılır mı onu da bilemiyorum, yapılmazsa yenisini alıcam artık n'apayım. Dikkat etmeye çalışıyorum ama sporsuz olmuyor bu işler, en azından benim için olmuyor diyebilirim. Bundan sonra yavaş yavaş eski düzenime döneceğim inşallah - yani spor manasında diyorum. Gerçi yılbaşından sonra olacak gibi gözüküyor ama yine de elimden geleni yapacağım.

Image Hosted by ImageShack.us

Son günlerde, geceleri hala erken uyuyamadığım için sürekli kitap okuyorum.. Tatile girdiğimden beri böyle yapıyorum aslında ve bundan da büyük zevk alıyorum. Son bir haftada 2 kitap bitirdim, 3.yü de yarıladım. Kitaplarımı netten genelde 5'er 5'er filan aldığımdan sorun olmuyor, birisi biter bitmez ötekine atlıyorum :)

Belki okumak isteyenleriniz olur, fikrimi de söyleyeyim bitirdiğim 2 kitap hakkındaki. İlki - okumakta çok geç kaldığım bir modern klasik olan - Sineklerin Tanrısı idi. Gerçekten severek okudum. Issız bir adaya düşen 6-12 yaş arasındaki bir grup oğlan çocuğunun adadaki yaşam mücadelesini anlatıyor. Kitabın sonlarına doğru çocuklardan bazılarının nasıl vahşileştiklerine şaşırıyor insan. Demek ki, çocuk bile olsa her insanın içinde az da olsa bir vahşilik var !

Diğeri büyük umutlarla aldığım '' Sinestezya '' isimli kitap idi. Sinestezinin nasıl bir hastalık olduğunu, sinestezik insanların olayları ve belki objeleri nasıl algıladığını öğreniyoruz. Sinestezik insanların algıları objelere / durumlara / insanlara / seslere belli renkler vererek algıladığını öğreniyoruz filan :) Kitabın içerisinde hem Alzheimer hastalığıyla hem de Sinestezi ile ilgili çok bilgi ediniyoruz. Kolay okunur, güzel bir ktap olmasına rağmen nedense beklediğim kadar güzel değildi. Daha önceden Olasılıksız ' ı veya Simyacı ' yı okuduysanız bu kitap, onlara oranla yavan. Özellikle de sonunu biraz boş buldum. Daha ekşınlı bi sonla bitebilirdi ama herşeye rağmen okuyan insan için zaman kaybı olmaz diye düşünmekteyim :)

Bu 2 kitaptan sonra eğlencelik kitaplardan birine daldım, yine Sophie Kinsella, bu sefer '' Yirmiler Kızı ''. Yazarın tüm kitapları gibi bu kitapta çerezlik ve kafa dağıtıcı. Henüz 150. sayfasında falanım o yüzden tam yorum yapamayacam ama klasik bir Kinsella kitabı gibi ilerlediğini söyleyebilirim.


Image Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us



**********************

Bir de sinema var hayatımda tabi. Son hafta gittiğim 2 film var. İlki '' Avatar ''. Zorla, oy veren 4 kişinin 3 ' ü bu filme gidelim dediği, sadece ben sap gibi amaan dediğim için çoğunluğa uyarak sıfır beklentiyle gitmiştim. Çok pohpohlanan filmler genelde hayal kırıklığı yaratır ya bunun için de aynısı olur demiştim ama kesinlikle beklediğimden çok daha farklı bir film çıktı. Filmden çıktıktan sonra, beni bu filme götürdükleri için teşekkür ettim :) Yanılmışım, uzun zamandır izlediğim en güzel filmdi. Kendimi bir masalın içinde hissettim. Herkese izlemesini şiddetle tavsiye ediyorum !

Diğer film, gitmek için kardeşimi beklediğimden, gitmeye geç kaldığım Saw VI. Diğer tüm Testere filmlerini sinemada izlediğim gibi, bunu da sinemada izledim tek fark ilk gösterime girdiği gün gidememiş olmam :) Elbette artık seri fazla uzadığı için olaylar çok değişik gelmiyor, zaten sonu da süprizli bir son değildi ama 7.nin de çekilmesine olanak tanıyan bir sondu, sanırım seriyi burda bitirmeyecekler. Diğer filmlerine göre sanki daha fazla kan görüntüsü vardı, bundan hoşlanmanmadım çünkü bu filmlerde benim sevdiğim şey süprizli olaylar zinciri ve değişik bir fikirdi. Yine de , herşeye rağmen 7 gelirse de izlerim gibime geliyo, bir nevi bağımlılık :)

NOT : Tarihe bir not düşmek istiyorum. Benim İstanbul'daki falcı - ki kendisi benim normal arkadaşım diyebiliriz - bir kaç ay evvel beni arayıp benimle ilgiler bişeyler hissettiğini ve paylaşmak istediğini söylemişti. Söylediği şeye ben yine '' Hiç sanmıyorum Özlem '' diyerek cevap vermiş olsam da, bugün itibari ile dediği şeyle ilgili ilginç bir adım atıldığını şaşkınlıkla gördüm. nasıl bir his var bu kızda? Çok garip...

Arayı uzatmadan, yazmaya çalışacağım, özlüyorum çünkü. Görüşmek üzere...

9.9.09

The Reader

Dün, tam da dilediğim gibi yağmur burda tüm gün sürdü. Kah deli deli yağdı, kah inceden döküldü ama hava hiç açmadı diyebilirim. Tüm pislikler temizlendi :) ve bu sabah uyandığımızda tazecik, mis kokulu ferah bir hava ve bulutların arasından sızan güneş vardı tepemizde. Neşeli neşeli güne başlamama bir sebep gördüm bunu :) Keyiflendim valla, hatta öyle keyiflendim ki ofise gelmeden gidip restoranda kahvaltı ettim! Bunu o kadar az yaparım ki, 6 senede sayılıdır yani. keyfimi 2 ' ye katladım ve bu halimin tüm gün sürmesini diliyorum. Lütfen aptal insanlar, kompleksliler, gereksizler ve boşboğazlılar benden uzak durabilir mi?

Dün akşam tamamen tesadüf eseri sinema kanallarına bakınırken The Reader ' ın başlamak üzere olduğunu gördüm. Adını duyduğum ama konusu veya nasıl olduğu hakkında hiçbi fikrimin olmadığı bir filmdi. İzlemeye karar verdik kocişle. İzledikçe sardı film ve sonuna doğru Allah'ım nası bi ağlama krizi geldi bana. Nasıl etkilendim...Bilmiyorum ağlayasım mı varmış, bi yerlerden çıkası mı varmış gözyaşlarımın ama çok içimi acıttı yahu! Değişik bir konusu olan, güzel bir filmdi bence. Yani açıkcası ben çok ama çok beğendim. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Filmde Michael, Hanna' nın cezasını belki de indirtecek olan şeyi mahkemede anlatmadığı için deli oldum :) Daha fazla anlatmiyim, izleyin siz mutlaka :) Pişman olmayacaksınız...Yalnız filmde kafama takılan bi mevzu var. Film Almanya'da geçiyor, herkes Alman ama buna rağmen hiç Almanca konuşan yok , herkes İngilizce konuşuo :) Bari Almanca konuştursaydınız be herkesi, saçma olmuş burası işte :) Neyse...

************************

Bugün kocişin kuzeni gelecek bize. Dün arayıp, yarın geliyorum demiş. Otobüs biletini alırken arayacaktı ama aramadı, kaçta gelir bilmiyorum. Kışa yaklaşırken yatılı misafir sezonunu da açıyorum sanırım :)

*************************

Beklemediğimiz zamanlarda, beklemediğimiz şeyler olunca - yani iyi manada - ne kadar mutlu oluyoruz değil mi? Hayatın süprizli hallerini seviyorum. En çok da birine değer verdiğim zaman, aynı değeri bana karşı hissettiğini hissettiğimde mutlu oluyorum.

Bazı zamanlar var ki, doğrularla yanlışlar karışıyor. Hayat karmançorman bir hal alıyor, tüm bu zamanlarda içimdeki sesi dinlemeyi istiyorum. Her kafadan çıkan veya çıkması muhtemel seslere kulağımı tıkamak istiyorum. Şu yaşıma kadar bi dünya hata / yanlış yaptım. Çoğunu yaparken , yaptığımın bir hata olduğunu bilerek, sonunda paramparça olacağımı bilerek yaptım. Salak mısın derseniz, salaklıktan değil derim. Aynısını dün de söyledim, yine söylüyorum. Bizi en çok acıtacak şey, yapamadıklarımıza dediğimiz keşkeler oluyor. Bu hayatta en İYİ, en GÜZEL, en SEVİLEN, en EN olmak bomboş bence. Bu hayatta kendin olamıyorsan, bu hayatı başkaları için yaşıyorsan, yaşadığın anların kıymetini bilemiyorsan ve kendi önsezilerinle yaşamıyorsan hiç YAŞAMIYORSUN demektir.

*************

Cuma günü, yine cuma tartılması yaparak kilomu bildireceğim. Güzel bişey çıkacağını umuyorum. Şu son günlerde herkes çok inceldiğimi söylüyor , hadi bakalım :) Artık bu konuda yol alma vaktim gelmişti de geçiyordu bile!

Herkese güpgüzel bir SALI diliyorum...

19.2.09

// 18. Gün //

Bugünkü niyetim şu bankadan istedikleri ikametgah vs işlerini halledip bankaya faxlamaktı. Akşam babamı aradım. Babam bankacı olduğundan bana ikametgah yerine adıma olan bir faturanın da iş göreceğini söyledi. Sonra bankanın bana yolladığı msj ı tekrar okudum ve ne göreyim :) Zaten ikametgah veya fatura yazıyormuş ahaha nerenle okudun be Sasha dedim kendime.İşte gönülsüz yapılan / yapılacak işler aynen böyle oluyor ! Dolayısyla bugün de evdeyim zaten hava baya yağmurlu. Gitmem gerekseydi cidden zor olacaktı.

*************

Yarın kayınvalidemlerin gelip gelmeyeceği konusu muallağa girdi yine. Sağolsunlar tam 3 haftadır geleceğiz deyip son dakika vazgeçiyorlar! Dün telefonda hava kötü olursa gelmeyiz dediler, bişey demedim ne diyim. Aslında bu hafta gelmeseler daha iyi olur çünkü Cuma günü annemin doğumgünü. Annemlere gitmek istiyoruz. Anneme Braun' dan bir saç düzleştirici aldım. Benimkine özeniyordu, acaba ben kullanabilir miyim diyordu. Onun saçları benimkine hiç benzemez maşallah çok gür ve dalgalı. Benimkiyse düz ve cılız! buarada saç demişken aklıma geldi aranızda saçla ilgili problem yaşayan varsa mutlaka Gliss ürünlerini denemeli! Özellikle şu turuncu renkteki solusyonu deneyin derim. Bu yıpranan saçlar için onarıcı. Saç kremi yerine bunu kullanıyorsunuz. Ben saç düzleştiriciyi ilk aldığımda ilk acemilikle derecesini çok yükseğe ayarlamıştım, güya çabuk bitecekti işim. Tabii ki saçlarım yandı! Bunu daha önce söylemiştim galiba. Neyse bende bu ürünü kullanmaya başladım ve inanılmaz faydasını gördüm. Şampuan olarak da Gliss ' in kızıl saçlar için olanını kullanıyorum. Bir de haftada bir bakım maskesi var o da turuncu bir ambalajda satılıyor kremsi bişey. Bunları düzenli kullanmaya başldığımdan beri saçım sağlıklı haline geri döndü. Elbette ben yanık yerleri kestirdim ama ne kadar kestirsem de yine baya kalmıştı kırık ve yanık şeklinde. Çok şükür şimdi hemen hemen hiç kalmadı. Kızıl saçlar için olan şampuanı hakikaten saçın rengini koruyor. Ben sürekli kızıl olan bir insan olarak saçımın 7 hafta dayandığını rahatlıkla söyleyebilirim ki bu kızıl boya için hakkaten zordur.
Dün kankama The Notebook 'u izlemesini salık vermiştim gece beni aradı salya sümük! mahvettin beni diye :) Oyy Oyy izleyinn yaaa! kelebeeem özellikle bu sözüm sanaa, izle bitanemmm..( Filmleri nerden ve nasıl indirdiğimi yorumlarda yazdım ama yine kısaca söyleyeyim. Ben www.bittorent.com dan indirdiğim Bttorent programını kullanıyorum. Daha sonra alt yazılarını bir kaç değişik siteden indirip senkronluyorum ) Yine izlemekte geç kalığım bir filmdi '' Wall-E '' Çok beğendim bunu da, animasyon filmi, içinde doğru dürüst konuşma olmadan nasıl güzel anlatıyor herşeyi. Hele şu Wall-e nin tipi beni bitirdi bakar mısınız ya ifadeye ?
*******************
Gelelim dietimize. Dünden itibaren biraz kasmaya karar verdim ve kendimce bir kür uygulamaya başladım. Geçtiğimiz senelerde uyguladığım ( uydurduğum ) bir çorba kürü vardı, onu yapıyorum. Sabah 1 dilim kepek ekmek üzerine 1 dilim yağsız beyaz peynir, yanında %0 yağlı süt, öğlen çorba, akşam çorba. Gece de 1 elma veya 1 kivi. Onun haricinde bişey yemiyorum. Bunu 3 gün uygulayayım bakalım. Azıcık disipline girsin kilolar yaa. Başlarken toplam 7 haftam var demiştim işe başlamama ve bu 7 haftada 5-6 kilo vermeyi hedeflemiştim. Halen hedefim bu! hatta haftada 1kilo verebilsem ne kadar güzel olur ama her hafta düzenli 1kilo verebileceğimi sanmıyorum arada mutlaka sekmeler olacaktır. Yine de şimdilik gayet güzel. Bu hafta da 1 kilo giderse daha ne olsun ;) Aslına bakarsanız geçtiğimiz senelerde bu çorba kürü die uydurduğum şeyi 4 gün yaparak 2.5 kilo kaybetmiştim ama o zaman işyerindeydim ve tüm gün ayaktaydım. Şu an evdeyim sadece 60 dk T&S yapıyorum o yüzden o kadar olmaz sanırım. Hayırlısı olsun :) Sonuçta her hafta eksiliyor olduğumu görmek beni mutlu ediyor. Neredeyse 3. haftayı bitireceğim, günler çok hızlı geçiyor. Başladıktan sonra gerisi elbette geliyor...İşe başlamadan alışveriş yapılacaaaaaaaak, gidin kilolar gidin :)

18.2.09

// 17. Gün //

Son 2 haftamı sürekli film izleyerek hem de '' Romantik - Komedi '' filmler izleyerek geçirdim desem yalan olmaz. Genellikle eski filmler. Benim izlemediğim veya 2.ye, 3.ye izlediklerim. İnternetten seçip indirip izliyorum. Geceleri halen 3ten önce uyuyamadığım için kocişcim de erken uyuduğundan, o uyuduktan sonra arka arkaya 2 film izleyip uyuyorum. Kendimi film canavarı gibi hissediyorum. İzlediğim filmlerin çoğu güzel ama 3 tanesini mutlaka izlemelisiniz diyebilirim.


En etkilendiğim '' The Notebook '' oldu. Film sanırım 2004 yapımı ama dediğim gibi denk gelmemişim, resmen kaçırmışım. Sinemada izlesem çok daha fazla zevk alırdım. Sonunda öyle bir duygulandım ki, Allah'ım ağla ağla gözlerim çıktı :) Çok sulugöz değilimdir aslında ama bu filme bayıldım.
'' Just Like Heaven '' daha komik bi film. Çok eğlenceli buldum tabi aynı zamanda romantik. The Notebook daha çok romantik-dram gibiydi, bu daha komediyle bezenmiş bir film. İnsanın mucizelere inanası geliyor yine!
3. film, vazgçilmezlerimden olan '' Bridget Jone's Dairy ''..Aynı adlı 2 romanı da çıkar çıkmaz alıp 1 gecede bitirdiğimi hatırlıyorum. Daha sonra filmi vizyona giriğinde yine ilk gün sinemadaydım. Normalde kitabını okuduğum filmleri, sinemada görmek hayal kırıklığı yaratıyor çünkü kitap daha detaylı ve filmde doğal olarak çok şey eksik kalıyor ama bu filmde öyle değil. Kitaptaki her can alıcı ayrıntı ve replik filmde mevcut. Ve oyuncu seçimi tamamen cuk oturmuş. Daha önce 2 defa izlemiş olmama rağmen üzerinden çok seneler geçtiğinden sanırım, çoğu yerini unutmuşum. Sanki ilk kez seyrediyormuşum gibi hissettim. Yine çok eğlendim !
***************************************************
Bugün hava kapalı, sanırım yağmur yağacak. Sabah uyandığımda gözümü '' süüüüüüüüüüüt '' diye açtım resmen. Ne zaman bi süre süt içmeyi unutsam, vücudum bi anda '' süttttttt'' diye bağırıyor :) Hemen koskoca bir kupaya doldurdum ve kana kana içtim..Ohh süperdi..Vücudumuzun sanki değişik bir sistemi var ve ihtiyaç duyduğu şeyleri bildiriyor gibi hissediyorum. Tabi şımarıklıktan sürekli tatlı isteğinden bahsetmiyorum. Tatlı tamamen bağımlılıkla ilgili! Yedikçe yiyorsun ve sürekli istemeye başlıyorsun. Sonra ta anaokulundan beri arkadaşım olan bir arkadaşımı aramak istedim. Onu özlediğimi farkettim bi anda. Aradım ama açmadı telefonunu. Sonra bir msj attı '' Yurtdışımdayım bitanem,dönünce ilk işim seni aramak! SÖZ! '' ''Hmmm ne güzel '' diye düşündüm, sürekli yurtdışına çıkıyor. Keşke bende çıkabilsem..
Sonra tam filme konsantre olmuşken bu defa telefonum çaldı. Uzun süredir görüşmediğim bir arkadaşım arıyor. Özlemiş ve aramak istemiş. Uzunca konuştuk telefonda, 15 dk gibi. Romantik filmlerden olsa gerek, çok romantiğim valla. Pek hassas takılıyorum ortalıkta. belki evde sürekli yalnız olduğumdan da olabilir. Sanırım arada dışarı çıkıp 1-2 arkadaşımla görüşmeliyim, insan içine karışmalıyım!
Aslında işlerim var! şimdiye yapmam gerekiyordu ama ben yapmayı unuttum. Maaş alacağımız bankayı değiştiriyorlar ve bana da yeni bankadan, ikametgah belgemi onlara fax lamam gerektiğine dair bir msj yollamışlar. Mesajda 1 hafta içinde diye de belirtmişler ama ben tamamen unuttuğumdan o 1 haftayı geçirdim :( Sorumsuzluk tamamen! Yarın o işlemler için gitmeyi planlıyorum.
**************
Dietle ilgili diyebilecek fazla bişeyim yok. Elimden geleni yapıyorum, dün yine 60 dk T&S yaptım, yediklerime çok dikkat ediyorum.Ama ptesiden beri kilo vermiş gibi deil almış gibi gözüküyorum aynada. Nedenini bilmiyorum ama bian evvel düzelse iyi olur çünkü ptesi tartıda fazla çıkmayı asla istemiyorum. Fazla çıkması için bir neden olmasa bile bazen fazla çıkabiliyor bunu da önceki tecrübelerimden çok iyi biliyorum. Neyse, düşünmüyorum. Eninde sonunda gidecek, ben böyle devam ettikten sonra başka şansı yok ;)
Laptopumun masaüstüne 2 sene önceki resimlerimden birini koydum. Aman Allahım ne kadar zayıfım inanamadım! Nasıl bi anda böyle kilo alıverdim hakkaten kendime kızıyorum. Problemsiz geçen onca seneden sonra! Tekrar öyle olacağım kaçarı yok! O düğünde ben eski Sasha olarak boy göstereceğim!Sözse Söz!

 

blogger templates 3 columns | Make Money Online