Bi anda ortalardan kayboldum. Aslında kaybolmadım , buralardaydım ama bir türlü zaman bulup da yazamadım. Kardeşimin gelmesiyle bi anda hayatım hareketlendi :) Kendisi normalde yurtdışında çalıştığı için geldiği zaman hem annem hem de ben, tüm zamanımızı ona ayırıyoruz. Hep bir eksiği oluyor veya bişeyler yapmak istiyor veya hiç bişey yapmasak dahi evde bir arada oluyoruz. Dolayısıyla bir gün annemler bizde, bir gün biz annemlerdeyiz. Elbetteki buna bağlı olarak evde kendime kurduğum düzen de bozuldu. Kardeşim geldiğinden beri spor yapamıyorum mesela. Eh yediklerimiz de değişti. Kilo alıp almadığımı bilmiyorum ama vermediğimden eminim. Bu aşamada bir de baskülüm sizlere ömür olunca kalakaldım öylece. kaptım baskülü tamire götürdüm, hala orada. Yapılır mı onu da bilemiyorum, yapılmazsa yenisini alıcam artık n'apayım. Dikkat etmeye çalışıyorum ama sporsuz olmuyor bu işler, en azından benim için olmuyor diyebilirim. Bundan sonra yavaş yavaş eski düzenime döneceğim inşallah - yani spor manasında diyorum. Gerçi yılbaşından sonra olacak gibi gözüküyor ama yine de elimden geleni yapacağım.

Son günlerde, geceleri hala erken uyuyamadığım için sürekli kitap okuyorum.. Tatile girdiğimden beri böyle yapıyorum aslında ve bundan da büyük zevk alıyorum. Son bir haftada 2 kitap bitirdim, 3.yü de yarıladım. Kitaplarımı netten genelde 5'er 5'er filan aldığımdan sorun olmuyor, birisi biter bitmez ötekine atlıyorum :)
Belki okumak isteyenleriniz olur, fikrimi de söyleyeyim bitirdiğim 2 kitap hakkındaki. İlki - okumakta çok geç kaldığım bir modern klasik olan - Sineklerin Tanrısı idi. Gerçekten severek okudum. Issız bir adaya düşen 6-12 yaş arasındaki bir grup oğlan çocuğunun adadaki yaşam mücadelesini anlatıyor. Kitabın sonlarına doğru çocuklardan bazılarının nasıl vahşileştiklerine şaşırıyor insan. Demek ki, çocuk bile olsa her insanın içinde az da olsa bir vahşilik var !
Diğeri büyük umutlarla aldığım '' Sinestezya '' isimli kitap idi. Sinestezinin nasıl bir hastalık olduğunu, sinestezik insanların olayları ve belki objeleri nasıl algıladığını öğreniyoruz. Sinestezik insanların algıları objelere / durumlara / insanlara / seslere belli renkler vererek algıladığını öğreniyoruz filan :) Kitabın içerisinde hem Alzheimer hastalığıyla hem de Sinestezi ile ilgili çok bilgi ediniyoruz. Kolay okunur, güzel bir ktap olmasına rağmen nedense beklediğim kadar güzel değildi. Daha önceden Olasılıksız ' ı veya Simyacı ' yı okuduysanız bu kitap, onlara oranla yavan. Özellikle de sonunu biraz boş buldum. Daha ekşınlı bi sonla bitebilirdi ama herşeye rağmen okuyan insan için zaman kaybı olmaz diye düşünmekteyim :)
Bu 2 kitaptan sonra eğlencelik kitaplardan birine daldım, yine Sophie Kinsella, bu sefer '' Yirmiler Kızı ''. Yazarın tüm kitapları gibi bu kitapta çerezlik ve kafa dağıtıcı. Henüz 150. sayfasında falanım o yüzden tam yorum yapamayacam ama klasik bir Kinsella kitabı gibi ilerlediğini söyleyebilirim.



**********************
Bir de sinema var hayatımda tabi. Son hafta gittiğim 2 film var. İlki '' Avatar ''. Zorla, oy veren 4 kişinin 3 ' ü bu filme gidelim dediği, sadece ben sap gibi amaan dediğim için çoğunluğa uyarak sıfır beklentiyle gitmiştim. Çok pohpohlanan filmler genelde hayal kırıklığı yaratır ya bunun için de aynısı olur demiştim ama kesinlikle beklediğimden çok daha farklı bir film çıktı. Filmden çıktıktan sonra, beni bu filme götürdükleri için teşekkür ettim :) Yanılmışım, uzun zamandır izlediğim en güzel filmdi. Kendimi bir masalın içinde hissettim. Herkese izlemesini şiddetle tavsiye ediyorum !
Diğer film, gitmek için kardeşimi beklediğimden, gitmeye geç kaldığım Saw VI. Diğer tüm Testere filmlerini sinemada izlediğim gibi, bunu da sinemada izledim tek fark ilk gösterime girdiği gün gidememiş olmam :) Elbette artık seri fazla uzadığı için olaylar çok değişik gelmiyor, zaten sonu da süprizli bir son değildi ama 7.nin de çekilmesine olanak tanıyan bir sondu, sanırım seriyi burda bitirmeyecekler. Diğer filmlerine göre sanki daha fazla kan görüntüsü vardı, bundan hoşlanmanmadım çünkü bu filmlerde benim sevdiğim şey süprizli olaylar zinciri ve değişik bir fikirdi. Yine de , herşeye rağmen 7 gelirse de izlerim gibime geliyo, bir nevi bağımlılık :)
NOT : Tarihe bir not düşmek istiyorum. Benim İstanbul'daki falcı - ki kendisi benim normal arkadaşım diyebiliriz - bir kaç ay evvel beni arayıp benimle ilgiler bişeyler hissettiğini ve paylaşmak istediğini söylemişti. Söylediği şeye ben yine '' Hiç sanmıyorum Özlem '' diyerek cevap vermiş olsam da, bugün itibari ile dediği şeyle ilgili ilginç bir adım atıldığını şaşkınlıkla gördüm. nasıl bir his var bu kızda? Çok garip...
Arayı uzatmadan, yazmaya çalışacağım, özlüyorum çünkü. Görüşmek üzere...